 |
Yeni ve etkili antiviral tedavilerin geliştirilmesiyle, gribal enfeksiyonun erken tanısı giderek daha çok önem kazanmaktadır. Bulguların baş göstermesi sonrasında tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bu ilaçlar o kadar etkili olmaktadır. Sonuç olarak maksimum terapötik yarar elde etmek için, zamanında ve doğru tanı önem taşımaktadır.
Tanı
Bilinen yerel bir salgında, baş gösteren bulgulardan hareketle, gribe doğru tanı koymak kolaydır. Karakteristik bulgular
- hızla başlayan ateş veya ürperme,
- öksürük,
- kas ağrıları,
- baş ağrısı,
- boğaz ağrısı,
- burun tıkanıklığı/akıntısı,
- yorgunluk/takatsizlik ve kırıklıktır.
Bu bulguların ani başlaması, yüksek ateş ve takatsizlik karakteristiktir. Diğer bulgular tüm vakalarda görülmeyebilir veya hafif olabilir. Genellikle hastalar 1-2 hafta içinde iyileşseler de, halsizlikleri bir kaç hafta sürebilmektedir.
Soğuk algınlığına neden olan diğer solunum yolu virüsleri de, grip (influenza) ile ilişkili olan bulgulara benzer bir tabloya neden olabilirler. Grip virüsünün toplum içinde tespit edildiği durumlarda, gribe ana bulguları sayesinde doğru olarak tanı koyma olasılığı çok yüksektir. Burun akıntısı ve/veya tıkanıklığı, boğaz ağrısı ve hapşırma gibi solunum yolu semptomları soğuk algınlığında daha belirgindir, öte yandan ateş, kuru öksürük ve kas ağrıları gibi gribin karakteristik ve tüm vücudu etkileyen (sistemik) bulgularının hızla baş göstermesi soğuk algınlığı durumlarında çok daha seyrek görülmektedir.
Tanısal testler
Günümüzde, grip (influenza) enfeksiyonu laboratuar testlerinde ya virüs kültürü ile ya da virüs antikorlarında bir artış tespit edilmesi sonucunda teyit edilebilmektedir. Bu test sonuçlarının, hekime ulaşması genelde birkaç gün aldığından, bu koşullarda tanıya yardımcı olmak pratik gözükmemektedir. Hızlı sonuç veren, kullanımı kolay bir tanı testi daha yararlı olacaktır, fakat klinik performansı yeterli böyle bir yöntem henüz mevcut değildir.
Gribin Komplikasyonları
Grip potansiyel olarak ölümcül komplikasyonlara yol açabilir. Tipik komplikasyonlar arasında tüm solunum yolunun (burun, sinüsler, boğaz, orta kulak ve akciğerler) ikincil enfeksiyonları vardır. Özellikle zatürre (pnömoni), sıklıkla gribal enfeksiyonla ilişkilendirilir ve griple bağlantılı ölümlerin en sık görülen nedenidir. Diğer ciddi komplikasyonlar arasında ise bronşit, sinüzit, orta kulak iltihabı (otitis media), astım alevlenmeleri ve kronik obstrüktif (tıkayıcı) akciğer hastalığı yer alır. Üst ve alt solunum yolundaki komplikasyonlara ek olarak kasları (myozit), kalbi (myokardit) ve beyini (ensefalit) etkileyen ciddi komplikasyonlar oluşabilir.
Yalnızca ABD'nde grip komplikasyonları her yıl 300 bin hastanın hastaneye yatmasına, 40 bine varabilen hastanın da ölümüne yol açmaktadır.
Korunma ve Tedavi
Grip aşıları
Grip aşısı, gribe karşı mevcut ana koruyucu önlemdir ve (tavsiyeler ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle birlikte) tüm yüksek risk taşıyan gruplara, onların bakıcılarına ve profesyonel sağlık hizmeti verenlere tavsiye edilmektedir. Aşı, griple ilişkili komplikasyonları ve ölüm oranını önemli ölçüde azaltmaktadır. Ancak aşıların da bazı sınırları vardır:
- Grip aşısı olma oranı 65 yaş ve üzerinde %63'den gençlerde <%30'a kadar değişkenlik göstermektedir.
- Her sene, gelecek grip sezonu için, aşıda kullanılan viral türlerin o yıl geçerli olan türlerle eşlemesi yapılmalıdır.
- İyi bir eşleme yapıldığı zaman dahi, klinik etkinlik değişken olmaktadır: Bu etkinliğin, gençlerde %70-90 arasında olduğu,yaşlılarda ise %30-40 kadar düşük olabileceği tahmin edilmektedir.
- Her yıl tekrar edilmeleri gerektiğinden influenza aşılama programları ile ilgili lojistik sorunlar söz konusudur.
Özetle, aşıya rağmen hala gribe yakalanmak mümkündür.
Antiviral Tedaviler
Antiviral tedaviler semptomatik (bulguları bastırmaya dönük) ilaçlardan farklı olarak doğrudan grip hastalığının nedeni olan virüsleri hedef almaktadır. Kritik olan konu tedaviye bulguların başgöstermesini takiben olabildiğince hızlı (ilk 2 gün içinde) başlanması gereğidir. Antiviral tedaviler hem hastalık süresini, hem de bulguların şiddetini belirgin olarak azaltmakta ve normal gündelik yaşama dönüş süresini kısaltmaktadır.
Antibiyotikler
Antibiyotikler, gripli hastalara sık olarak reçete edilmektedir.
A.B.D'de yakın dönemde yapılan bir araştırmaya göre, gripli yetişkinlere (?15 yaş) reçetelenen ilaçların %89'unu antibiyotikler oluşturmaktadır. Bu (sıklıkla uygunsuz) antibiyotik reçetelenmesi durumu, dirençli bakteri suşlarının ortaya çıkmasına yol açabilir ve bundan dolayı iyi bir klinik uygulama değildir. Antibiyotikler ikincil bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde yararlı olabilirlerse de altta yatan viral enfeksiyon (grip) üzerinde hiçbir etkileri bulunmamaktadır.
|
|